Tsuyu denilen bir illet var bu ülkede. Temmuz ayi'nin basindan neredeyse sonuna kadar bir ay boyunca her gun yagmur, camur. Oyle yagdi oyle yagdi ki onlarca olu, bir suru yarali. Orada burada sel baskinlari ve daha bir suru felaket. Sadece yagmur yagsa aksa iyi, hayir bir de sicaklar var, hava sicak olunca yagan yagmur da buharlasiyor dogal olarak. Buharlar da bize nem, rutubet olarak geri donuyor... Neyse bu hafta sonu Tsuyu dedikleri yagmur mevsimi sona erdi de biz de rahatladik. Emin olun bir aydir mavi gokyuzu gorememistim... Tsuyu'nun bitmesi ile alakasi var mi yok mu bilemeyecegim ama okullarda yaz tatiline girdi. Hos, benim gibi olanlarin pek yaz tatili ile ilgisi olmasa da adi uzerinde tatile girmis durumdayiz. Tabii ki yapmam gereken bir ton is varken, hazir havalar guzelken, hazir da unlu yonetmen Miyazaki Hayao'nun Ghibli Studyo'sundan GEDO SENKI de gosterime girmisken evde oturmanin alemi yok diyerek sinemaya kosuldu...
Beni taniyanlar ne kadar Ghibli animelerinin meraklisi oldugumu bilir. Hatta yaptigim Ghibli yorumlari izinsiz bazi gazetelerde bile kullanilmisti, o derece yani (ne alakasi varsa artik).
Ancak bu sefer ki Ghibli animemizi Miyazaki Hayao degil, onun oglu Miyazaki Goro cekip cevirmis (babasinin da parmagi yok degil elbette).
Mononoke Hime ile dunyaca populer olduktan sonra Sen to Chihiro no kamikakushi (bu animenin adinin turkceye Israrla şeytan aldi goturdu satamadan getirdi diye cevrilmesini istiyorum) ile Oskar bile kazanip anime dunyasinda tepeye oturduktan sonra ne olduysa oldu, Miyazaki ekibi kendi orjinal hikayelerinden vazgecip hazir da var olan Avrupa masallarini konu olarak secmeye basladi. Hauru no Ugoku shiro ise her ne kadar Miyazaki hayao'nun kendi orjinal animeleri ile paralel bir konuya sahip olsa da ne yazik ki benim gibi bir cok Miyazaki hayraninin agzinda aci bir tat birakmisti. Hala Hayao baba'ya biraz darginim o yuzden...
Simdi gelelim GEDO SENKI'ye. Gedo senki de ursula k.le guin adli bir ecnebi yazarin hikayesi. Orjinal kitabi okumadigim icin midir bilemiyorum, orjinal kitap da mi boyle bilemiyorum ama havadan konuya dalinmis gibi hissiyata kapildim. Birden karakterler onumuze diziliyor, ara sira aksiyon ara sira standard ghibli karakterleri karsimiza cikiyor. Ama ne yazik ki oturmus bir konu yok. Daha cok keske televizyon dizisi olarak cekselermis de yavas yavas her hafta yirmiser dakka izlerdik, izlerken de cay icer kurabiye yerdik gibi nostaljik dusuncelere daldim.
Miyazaki Goro'nun ilk calismasi olmasi ve sanirim Babasindan farkli bir tarzim olsun kaygisi ile cizimler de Babasinin geleneksel cizgisi buyuk olcude hissedilirken, gereksiz yerlerde kendine has cizgisini ortaya koymaya calismis. Yalniz burada biraz zorakilik oldugu da anlasilmiyor degil.
Sonuc olarak, Neko no ongaeshi gibi cor colukla izlenecek bir cocuk filmi de olmamis, Omoide poroporo gibi oturup sevgilinizle izleyebileceginiz bir film de olmamis.
Vaktiniz varsa paraniza kiyin diyeyim... Uzulerek soylecegim ama ne yazik ki begenmedim bu filmi...
Off ulan offffff