Gecen senelere gore biraz daha yasanabilir bir Temmuz ayina girmis bulunmaktayiz. Burada okuyanlar sanirim ufaktan iki uc hafta sonrasina yetistirmek zorunda olduklari dönem raporlarini yetistirmek icin yavas yavas kütüphane yollarini eskitmekteler.
Turkiye'nin bir halta yaramaz gazetelerini ister istemez internetten takip etmekteyim, gecen haftalarda inanilmaz sicaklarin yasandigini okuyup "herkese kolay gelsin" dileklerimle biraz eski Türkiye gunlerini aklima getirdim.
Ozellikle Canakkale'de Temmuz ve Agustos ayları tam bir tembellik sezonu olarak gecer ki, hicbir zaman bu durumdan rahatsiz olmadim. Ayni tembellik bende de vardi cunku. Aksam bes alti gibi is bittikten sonra eve gidip basit birseyler atistirdiktan sonra yedibucuk sekize dogru kordona dogru uzanip kordon boyundaki kafelerden birinde antep fistigi(o zamanlar param vardi) ve bira ile gun batimini izleyip hafif cakirkeyf olunca eve dogru yollanirdim. hatta yolun yarisinda mardinli midye dolmacilarin tezgahinin onunde uc bes tane midye dolma atmissam deymeyin keyfime (aah aah...)...
Yalniz, yaz gelince ozellikle cöpler daha bir kokucu, daha bir igrenc hale geliyordu. Hele yururken onunuze cop kamyonu dustuyse yandiniz. Simdi soracaksiniz, ee Japonya'da copler kokmuyor mu kardesim???
cevap: Kokuyor
Hem de oyle boyle degil, burada rutubet de oldugu icin ozellikle yemek copleri bir kac saat icinde mayalanip, kuflenmeye baslayiveriyor. Bir iki hafta once hazir corba yapip icmistim. Corba bitince tencereye biraz sicak su koydum ki daha sonra bulasigini yikamasi kolay olsun... ancak, yikamama firsat kalmadan bir arkadas beni araba ile alip kendi evlerine goturdu ve iki gun orada kaldim... Iki gun sonra eve bir dondum ki corba tenceresinde yeni bir corba var, resmen corba olmus, icinde yesillikler falan (igrenclik icin ozur dilerim...). Nasil o tencereyi yikadim, daha sonra kendimi disari nasil attim hatirlamiyorum, umarim sizin de basiniza gelmez.
Fakat Japonya'daki coperle Turkiye'deki copler arasinda cok buyuk farklar var. Birincisi Japonya'dakiler patlamiyor (daha dogrusu coplukler patlayip da altinda insanlar kalip olmuyor).
Ikincisi copler kanunen zorunlu olarak evlerde cinslerine gore ayrilip atilmak zorunda kaliniyor. Buna da bugunku basligimiz, yani GOMi BunBetsu deniyor. Simdi her sehrin belediyesi kendine gore kanunlarda ufak tefek degisiklikler yapabiliyor bu yuzden oturdugunuz yere gore ne kadar gomi bunbetsu yapacaginizi belediyeden size verilen bir brosure bakip anliyorsunuz. Benim oturdugum yerde copler;
1. Yanabilir : Kagit, karton, tahta (tahta yemek cubuklari... gercekten cok fazla tuketiliyor) ve yemek copleri
2. Yanmayan: Metal, Plastik, cam
olarak genis anlamda ikiye ayriliyor, ikiye ayrilma sebebi yanabilirler icin ayri bir gun, yanmayanlar icin ayri bir gun belirlenmis. Ancak isimiz bunla bitmiyor sevgili tosuncuklar.
Yanabilir copleri de ikiye ayiriyoruz: Kagit,karton,tahta copler ayri bir posete, yemek copleri ayri bir posete konularak atilacak.
Yanmayan copler de metal olanlar ayri bir posete plastik olanlar ayri bir posete, cam copler de ayri bir posete atilacak. Metal coplere ornek olarak iceceklerin teneke kutulari, bira kutulari vs.. plastik olanlar ise pet siseler (bazi sehirlerde pet siselerin uzerindeki yazili plastik kisim da sokulmek zorunda, hatta kapaklari ayri bir yere atilmak zorunda). Cam siseler ve diger cam urunleri ise ayri ayri atilmak zorunda. Uzun is degil mi, degil... alisinca (ceza odeyince alisiyorsunuz) cok kolay...
Iyi de kardesim niye bu kadar zahmet cekiyoruz, belediyeye o kadar vergi veriyoruz onlar ayirsin diyeceksiniz, simdi o kadar insanin copunu uc bes kisinin ayiklamasi ne kadar zor tahmin edebilirsiniz. Peki bu kadar copu ayikladiginiz zaman elimize ne gececek. Kisa vadede hic birsey...
Uzun vadede dusunecek olursak, iki litrelik bos pet sisenin fiyati (japonya fiyati) yaklasik olarak 20kurusa denk geliyor. 50bin kisinin yasadigi bir sehirde gunde 1000 tane atilirsa 200ytl, ayda 6000ytl'ye denk gelen bir kazanc var ortada. Kim mi kazaniyor, belediye tabii ki. Yani ekstra vergi vermeden uc bes tane yeni yol falan yapilabilir en azindan tamiratlari... Teneke kutular icin de durum ayni... Peki yemek copleri ne olacak derseniz, bu coplerden de gubre falan yapiliyor, hatta bazi yerlerde bu coplerden cikan metan gazini kullanan sirketler bile var. Yani direk sizin cebinize girmese bile hem bir sekilde dogayi korumus oluyorsunuz hem de belediye size biraz daha iyi hizmet verebiliyor.
Avrupa'da yasayan arkadaslar da sanirim bu sisteme alisik olsa gerek. Yani ilk bakista tamamen imkansiz gibi gorunen bir is olsa da aliskanlik haline gelince kesinlikle yorulmadan coplerinizi ayirabiliyorsunuz. Bu kadarcik zahmete de sanirim katlanabiliriz.
Medeniyet dedigin tek disi kalmis canavar olarak bir sekilde yanlis olarak algiladigimiz kavramlar var. Zamanin medeniyetleri belki pek de fazla medeni olmasa da simdi bize kilometrelerce fark atmalarinin sebeplerini dusunmemiz lazim. En ufak zahmetli isten kacip ortaligi lese ceviren insanlarimizi hatirliyorum (japonya'da da onlardan bir suru var elbette), ancak en azindan copleri ayirma islemine (oy kaygisina dusmeden) kucuk ve ekonomik olarak nispeten rahat sehirlerden baslanirsa (mesela canakkale, tekirdag, edirne gibi) daha sonra basarili olunursa ulke genelinde bu ise kanuni zorunluluk getirilerek devam edilebilir. Yani bir ton gereksiz kanun cikartip insanlara zorla birseyler yaptirabilme gucune sahip hukumet biraz da gerizekali basinimizin katkilariyla (katki degil kostek cikacaklarina bahse girebilirim) bu iste basarili olabilir... tabii benimkisi sadece bir rüya... o kadar...
simdi gelelim resimlere

evin icinde kolaylikla gomibunbetsu yapmaniz icin uretilen cop kutulari...

sokakta, okulda, isyerlerindeki cop kutulari... cop cinslerine gore kutular diziliyor...

cop kutusu olmayan kucuk yerlesim birimlerinde copler yine cinslerine gore ayrilip atiliyor...
Neyleyelim darisi basimiza... bu sayfayi bir belediye baskani milletvekili falan kazara okur da aklina yatarsa ne ala...
Hadi hepinize iyi yaz tatilleri...