Japonya'da yeni öğretim yılı bu ayın biri itibari ile başladı, Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın orasından burasından yüzlerce öğrenci de bu ayın üçü ile beşi arasında okuyacakları şehirlere yerleşmişlerdir herhalde. Türkiye'den gelen arkadaşlara hoşgeldiniz diyorum ve merak ettikleri konular varsa ya da selam naber demek isteyenler varsa hic cekinmeden japonyadaogrencilik@gmail.com adresine mail atabilirler. Hepinize şimdiden kolay gelsin.
Bundan iki yazı önce bir köşe yazarı edası ile "sağlık nedenleri"mi öne sürerek yazılara ara vereceğimi beyan etmiştim. Yaklaşık dört hafta önce her yıl üniversitelerin revirinde yapılan sağlık kontrolünde tesadüfen safra kesemde bolca büyük taş bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bir an önce ameliyat olmam gerektiğini aksi takdirde ileride başıma büyük işler çıkabileceğini benim gibi bir hastalık hastasına söylediler. Sonuçlarını bu yazının devamında okuyacaksınız.
Öncelikle 4,5 yıldır Japonya'da bulunmam ve 10 yıldan fazla da Japonca ile içli dışlı olmam nedeni ile bu dille ilgili artık pek fazla sorun yaşamadığımı belirtmek isterim. Ne yazık ki, bir dilde bir çok şeyi bilmek herşeyi bilmek anlamına gelmiyor. Bunu da ilk sağlık kontrolünde Tannou ni ishi ga tamatteiru denildiğinde anladım.
-------------------------------------------
N1 ni N2 ga Vteiru kalıbına bir bakalım.
Buradaki N'ler isim V de fiil, ni Türkçe'de ki -ye -ya ekine denk geliyor dilbilim terimi olarak datif hal de diyebiliriz. Ikinci N'ye gelen ga eki ise Japonca ve Korece'ye has Özne ekidir, eylemi gerceklestiren ismin özne olduğunu belirtir. Türkçe'de böyle bir ek kullanmıyoruz.
Son olarak da V(eylem) gelen teiru hakkında kısaca açıklayayım.
Teiru şimdiki zaman eki olarak kullanılır ama zaman zaman geniş zaman eki olarak da kullanılır. Ancak burada "Durum belirten zaman kipi" olarak kullanılmaktadır. Ornegin,
Ali ga shindeiru "Ali ölmüş" anlamına sahiptir, Ali ölüyor anlamında değildir.
Bu açıklamalar sonucunda Safra kesenize Taş birikmiş şeklinde bir cümleye maruz kalmış olduğumu artık size belirtmeme gerek yok herhalde.
---------------------------------------------------
Eve döner dönmez öncelikle Tannou'nun ne olduğunun İngilizcesine (gallblader ... film ismi gibi di mi) bakıp oradan Türkçesine baktım ne yazık ki elimdeki T-J sözlüğünde bir açıklama yoktu. Daha sonra sevgili internetten safra kesesi taşları nasıl oluşur, ameliyat gerekli midir değil midir gibi detaylarla haftalarca uğraşıp, okul aile birliği ile yapılan görüşmeler sonucunda ameliyat olma kararı aldım.
Safra kesesi denilen kesecik karaciğere bağlı bir çay bardağı boyutunda bir nesne imiş meğerse, karaciğerin ürettiği safra sıvısını depolayıp gerekli zamanlarda bağırsak ve ilgili organlara pompalarmış yani bir nevi depo. Ancak olsa da olmasa da olur organlarımızdan imiş (diğerleri: apandist, yirmi yaş dişleri, bazı insanlar için beyin) .
Kandaki kolestrol ya da diğer etmenler nedeni ile bu kesecik icinde zamanla taş birikir bu taşlarda kanalları tıkar maazallah adamı ölüme kadar götürebilirmiş, tabii bunları ben de birçoğunuz gibi internetten ordan burdan okuyorum. Daha fazla detay almak isteyenler zaten buraya gelmez ama benim anlatacaklarım bu ameliyat nasıl yapıldı, nerede yapıldı (Japonya) ve takiibinde neler oldu gibi şeyler. Gerisini siz nere ile karşılaştırırsanız karşılaştırın zira Türkiye'de safra kesemi hiç aldırmadığım için ne kötü ne de iyi diyebileceğim (ama eminim kesin daha iyidir).
Ameliyat öncesi hazırlıklar
Okul başladığı için öncelikle hocalara gidip teker teker dert anlatılır, ahlanır vahlanır. Bir iki hafta derslere katılmak mümkün olmadığı için özürler dilenir.
Japon tarzı yukata denilen penye bornoz, bel altına bağlanan nispeten hafif bir kaç bez (lastikli donlar kabul edilmiyor), karın bağı gibi enteresan şeyler eczaneden satın alındıktan sonra mp3 playere sizi bir kaç gün eğlendirecek mp3ler abanılır.
Sizi sıkmayacağına inandığınız kitaplar edinilir (daha sonra sıkıldığınızı ve neden şimdiye kadar okumadığınızı anlayacaksınız o ayrı). Cep telefonu, sarj makinasi ve diğerleri çantaya konulur. Tanıdık tüm arkadaşlara ameliyat olcam heyooo şeklinde bir mail atılır ki ilgi alaka göresiniz.Yoksa özellikle nisan dönemlerinde herkes çok meşgul olacağı için siz söylemezseniz kimse sizin ameliyat olacağınızı bilemez !!!
Ameliyattan bir gece önce aksam saat 9-10 gibi aksam yemeği ve su ihtiyacınıza bir son verip yatmadan once mushil atılır. Sabaha kalmadan zaten ya kalkacaksınız ya da sabaha sımsıcak bir yatakta kalkacaksınız iste ameliyat gunune baslıyorsunuz ve bu yaşadığınız yaşayacağınız b.ktan günlerin çok kısa bir habercisi olacak.
1.gün
temizce banyo yaptıktan sonra hastaneye gittim, yanımda iki Türk arkadaş, birisi yüzlerce yıldır tanıdığım kankam öbürü bir kaç yıldır tanıdığım dünyalar iyisi bir Türk hatun kişisi. Önce kan tahlili için küçük bir odaya aldılar, kan tahlili sırasında ben önceden söylüyorum artık " benim damarı bulamazsınız direk bilekten alın". Japonlara laf anlatmak çok zordur, bir şey dersiniz "aa sou desuka? : aa öyle mi?" der ve yine bildiğini yapar. Direk koluma iğneyi batırdıktan sonra, "ay damarınızı bulamadım bilekten alsak olur mu?"
"ananı.."
Daha sonra röntgen ve kalp ritmi zerzavatina girdim ve bunlar bittikten sonra iki gecemi gecirecegim odamı gösterdiler. Odada bir yatak (oeeh), televizyon var (yasasin en azından sıkılmayacağım) ancak televizyonun yanında 100 yen kumbarası konulmuş bu da demektir ki 2 saat için yüz yen ödemek durumundayım (kahretsin sıkılacağım). Hemşire kişisi odaya girdikten sonra artık ameliyat hazırlıklarına başlayacağımızı söyledi ve arkadaşlara dinlenme odasına gitmelerini rica etti. Karın bölgesindeki kılların traşı ve bağırsakların temizlenmesi gibi detay işlerden sonra kas iğnesi (muscle injection) adı verilen feci can yakan bir iğne sol kaba etime enjekte edildi. Bu iğne yapıldıktan bir yarım saat sonra yarım şişe rakı içmiş gibi oldum (yani cin gibiydim... dermiiiişiiim)
Herhalde o sarhoşluk olmasa ameliyat odasına millete el sallaya sallaya gitmezdim.
Yazi uzun olduğu için ikinci kısımda devam edeceğim